PİNHANİ
Bir aksamüstü radyoda oturuyordum. Derken eskiden Radyo Eksen'de staj yaptigi ve pirlanta gibi bir çocuk oldugu söylenen Sinan'i tanistirdilar. Sinan, nasil anlatilir, öyle iddiasiz, anlayamayacagim kadar saygili, sanki müzik degil de bir yardim kurulusu için kermes hazirliyormus ve kermesin geliri mesela kimsesiz çocuklara verilecekmis gibi sakin sakin albümü verdi ki, eskiden olsa bu kadar iddiasizlik karsisinda dinlemeden bir kenara koyacagim albümü merak edip hemen 'sidi pileyira' koydum. Daha ilk sarkinin "intro" tabir ettigimiz 10 saniyelik bölümünden radyoya verip dinleyicilerle birlikte ilk kez dinledim. O kadar samimi, içini buran naiflikte romantik ve sakindi ki, neredeyse albümün bana geldigi üç haftadir sürekli Pinhani'yi dinliyorum. (Aslinda tam bir manita albümü, bizim manitayla dinliyoruz. Ama yine de isin suyunu çikarmamak için çogul konusmayacagim. Hatta bizim için özel olan bu albümü kimseyle paylasmak bile istemedik ama sonra Pinhani'ye artik elimizden ne geliyorsa yapalim dedik.)
Ilk sarkinin lezzetinden uzun süre diger sarkilara elim gitmedi. Artik o kadar dinledim ki birinci sarkiyi, ikinciye geçmek zorunda kaldim. Nasil olsa ikinciyi begenmez, zirt, zirt diye diger sarkilari introdan kese kese dinlemeden geçerdim. Çünkü bilirsiniz, birçok albüm birinci sarkidan sonra tirt çikar, ya da "ayni adi tasiyan" konsepti disindaki sarkilardan sonra dinleyecek bir sey bulamazsiniz.
Ikinci sarkiya geçtikten sonra ayni hizla içine çekti ve üçüncü ve dördüncü ve besinci derken, kelimenin tam manasiyla "bos yok" dedirtti.
Bu aralar mesela altinci sarkiyi dinliyoruz:
"Sevmezdim okulu sevmezdim / Okudum yillarca hep okudum / Okumaktan boynumu büktüm yoruldum / Bilmezdim adimi bilmezdim /Aradim her sehirde aradim / Kostum dere tepe astim dolastim / Kimin ugruna, ne ugruna / Herkes kösesini kapmis / Iyi ama ben nasi büyük adam olucam / Bir tek seni bana çok gördü dünya / Iyiler bu savasi kaybetmis / Peki ben nasi büyük adam olucam / Kötü olmak seni geri getirir mi acaba."
Belki hemen albümü dinlemek istersiniz, bazi sarkilar internet sitesinde var:
www.pinhani.com "Pinhan" gizli demek. Pinhani de "gizliler" zaar. Pinhani, dedelerinin siir yazarken kullandigi rumuz. Isimleri gibi gizliler; öyle ortalikta seyirtmiyorlar. Sinan ve kuzeni Zeynep sarkilari söylemis; üzerlerinde annelerinin aldigi setlant kazaklar var, tipki Yildiz Teknik'e mesela Edirne'den gelen ve yurtta kalan ögrenciler gibi. Ama kilim desenli Anadolu rakçilar degiller. Hatta grupta iki baba isim var: Akin Eldes ve Cem Aksel. Sinan Kaynakçi sözleri ve besteleri yazmis, Zeynep Eylül Üçer geri vokallerini yapmis. Akin Eldes ve Can Aksel de öyle hani 'piyasa' tabir ettigimiz ve "Profesyonel olmazsa, arkasinda parasal kodamanlari yoksa ben bu ise girmem," demeyen agabeyler. Her sey dört dörtlük. Akin Eldes yine öttürüyor. Yormuyorlar, hava atmiyorlar. Bütün kizlarla sevisme vaatleri vermiyorlar. Seviyorlar, seviliyorlar, sarkilarda da bunu belli ediyorlar. Sinan zaten dedi: "Sarkilarin hepsini manitaya yaptim," dedi.
Ay çok güzel bir albüm aaayyy: Pinhani'den, Inandigin Masallar
Not : Resmi siteden alıntıdır..