Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Stüdyo İmge - Şehnaz Aygül'ün Haberi  (Okunma Sayısı 446 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
AğaçAdam
Administrator
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 752



« : Ağustos 17, 2006, 09:51:03 ÖÖ »

Baharın gelmesiyle insan zamana uygun, umut verici ama kıştan kalan melankoliyi de içinde barındıracak bir şeyler arar. Böyle bir zamanda, birbirinden pek farkı olmayan günlerden birinde, radyoda Ayça Şen tarafından Pinhani çalınır ve onların 'İstanbul'da' adlı parçalarına vurulmuş olurum. Sebebi de takıntılarımdan ve bağlılıklarımdan birinin İstanbul olması. Sözler oldukça içten. Bu sebeple insanı hemen içine alıyor. "Sözlerde biraz yapmacıklık mı var? Bu kadar içten olabilir mi anlatılanlar?" diye düşünmüyor değil insan. Fakat Sinan ve Zeynep'le tanıştıktan sonra müziklerinde hissettiklerimi onların da şarkıyı yazarken yaşamış olduğuna da samimiyetle inandım.

Onları o kadar çok dinledik ki; arabada, radyoda, evde. Ama her dinleyişimde farklı sohbet, farklı düşünüş, farklı durumlar içindeydim ve her halime yakıştı şarkı sözleri. Günler günleri kovalarken tanışma zamanı geldi Pinhani'nin temel taşları Sinan Kaynakçı (gitar-vokal) ve kuzeni Zeynep Eylül Üçer'le (bas gitar-vokal). Ayça Şen Başkan'a konuk olduklarında ben de o günü yazarım diye karar almıştım ki; canlı yayın sırasında ikisinin yanına ses kayıt cihazımı yerleştirdim. Programda kaydettiğim konuşmalarla ve onlardan aldığım diğer bilgilerle Pinhani'yi anlatmaya çalışacağım.

Onların samimiyetini ve umut dolu dünyalarını şarkılarında bulabilirsiniz. Benim gibi psikoz çemberi içinde yuvarlanıp her gün yeni bir umutsuzluk bulan birinin cümleleri, onların güzelliklerini anlatmaya yetmeyecektir. Bu sebeple Pinhani'ye ve alt bilgilere geçmeden önce tavsiyemi yapmalıyım: "İnandığın Masalları" bir kere dinlemelisiniz; çünkü inanıyorum ki halet-i ruhiyenize göre dinleme dozunuz artacak.

Sinan daha önce Van Basten grubunda gitaristlik ve vokalistlik yapmış, ayrıca Beyoğlu'nda birçok konser vermiş. Annesinden solfej ve armoni dersleri alan Zeynep'in ise bir dönem TRT çocuk korosunda bulunmuşluğu var. Zeynep'in ilk bas gitarını Sinan hediye etmiş.
Ailelerinden gelen bir gelenek sonucunda Pinhani ismini vermişler bir araya geldikleri gruba. Aslında onlar hiç ayrı değillermiş; kardeş gibi büyüdüklerini söylüyorlar. Akın Eldes'le bir araya gelmeleri 10 yıl öncesine dayanıyor. İki hayran olarak Eldes'le tanışıp, projelerini onunla birlikte büyütme keyfi yaşamışlar.

"İnandığın Masallar" albümündeki parçalar uzun bir dönemin ürünü. Bunu günlük tutmaya benzetiyor Sinan: "Bu şarkıları dinlerken şifreli yazılmış bir günlüğü okuyorsunuz aslında". Albümün oluşumu zorunlu boşluklarla yaklaşık 9 ayda gerçekleşmiş. Gelen tepkilerden ve güzel eleştirilerden oldukça memnunlar.

Ayrıntıların önemi.

Pinhani'nin şarkıları umut verirken aynı zamanda hüzün de veriyor. Bu durumu şöyle açıklıyorlar: "Yaşadığımız karışıklıkları sizinle paylaşıyoruz. Yaşadığımız şeyleri ayrıntılı olarak anlatmaya çalıştık. Bizce bu ayrıntılar sevildi. Birini sevdiğimiz zaman ayrıntılardan onun da bizi sevdiği sonucunu çıkarmaya çalışırız. Üzüntülerimizin sebebini hep ayrıntılara bağlarız, ya da sonuçlarını ayrıntılarla açıklarız ."

Şarkılarda gerçek ve hayali birçok kişi yer alıyor ve bütün şarkıların hikâyeleri var. Masalların içindeki hikâyeler de diyebiliriz bunlara. 'Ben Nasıl Büyük Adam Olacağım' adlı şarkıyı şöyle anlatıyor Sinan: "İnsan akıllı olmasına rağmen kendi kendine yaşayamayan, dolayısıyla başkalarının düşünceleriyle en verimli dönemini geçiren bir canlı. Bu verimli dönemin sonunda kendi ayakları üzerinde durabilen var, duramayan var. Biz de 20 yılı aşkın bir süredir deneyemediğimiz şeyleri ancak deniyoruz. Bu şarkı yazıldığında müziğin çok uzağında bir hayat sürüyorduk. Şarkıda olmak istediğimiz yerde olamamanın getirdiği özlem var."

'İstanbul'da' adlı şarkının hikâyesi ise şöyle: "Otobüste Mecidiyeköy'den Bakırköy'e giderken Okmeydanı'nda otoban kenarında bulunan çimlerde top oynayan çocuklar görüyorum. Otoban kenarında sürekli maç yapıyorlar. Fikrin oluşmasında büyük rolleri var. İstanbul'da aklıma gelen diğer şeyleri de ardı ardına sıraladım şarkı için."

Kimlerden etkilendiklerini söylemek istemiyorlar çünkü bunu dinleyiciyi yönlendirme olarak görüyorlar. " İnsanlar bizi hep sevdikleri müzisyenlere benzetiyorlar, bizce bu yeterli."
Albümle ilgili beklentileri ise mümkün olduğu kadar çok sayıda gerçek müziksevere ulaşabilmek. Son dönemdeki yükselişin eski müzisyenler sayesinde olduğunu, onların kendi dönemlerinin şartları içinde olağanüstü işler yaptığını düşünüyorlar:

"Bugün yeni grupların isimlerinin geçtiği rock forumları, rock dergileri, mağazalardaki rock reyonları, rock radyoları, televizyon programları hep bu isimler sayesinde oluştu."

Onlar inandıkları masalları bu ay içerisinde çeşitli yerlerde verecekleri konserlerde anlatmaya başlayacak. Mayıs ayında özellikle üniversite şenliklerinde Pinhani'ye rastlamanız mümkün.

Notlar:

* Çok mütevazı bir grup Pinhani: "Müziği tanımlamak bizim kısıtlı bilgimizle yapılacak bir iş değil. Yapan yapıyor, bilerek ya da bilmeyerek."
* Spor yapmak, şehir dışına çıkmak severek yaptıkları diğer şeyler arasında.
* Daha önce 3 şarkılarını bir yarışmaya göndermişler. Kayıtları kötü olduğu için finale çağrılmadıklarını düşünüyorlar. Ama onlar şarkılarını seviyor ve hali hazırda bulunan 50'den fazla şarkıyı yavaş yavaş yayınlayacaklar.
* Kendi imkânlarıyla hazırladıkları bir internet siteleri mevcut; www.pinhani.com adresinden 'İstanbul'da', 'Hele Bir Gel', 'Dön Bak Dünyaya' şarkılarını indirebilir ve dinleyebilirsiniz.
* "Yalnızlık baştan sona hiç bitmeyen bir şey. Bunu meşgaleyle örtmek bizce mümkün. Ama bazen örtmemek de güzel oluyor." Yazının sözü olsun.
* Samimi, gerçekten iyi insanlarla karşılaşmak insana mutluluk yaşatıyor. Bunu onlarla yaşadım. Bu da yazının yaşanılanı olsun.

Not : Alıntıdır...
« Son Düzenleme: Ağustos 17, 2006, 11:52:18 ÖÖ Gönderen: AğaçAdam » Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: